Dolar Alış
:
5.4177
Dolar Satış
:
5.4275
Euro Alış
:
6.1310
Euro Satış
:
6.1420
Aranıyor, lütfen bekleyiniz...

Tekirdağ Tabip odası: Hekimler çok dertli!

Tekirdağ Tabip odası Tekirdağ ikinci kısım Devlet hastanesi bahçesinde bir basın açıklaması düzenledi açıklamada;Türkiye geçmişten bugüne iç ve dış birçok sorunun biriktiği sıkıntılı bir süreçten geçmektedir. Bu süreç kapitalizmin krizinin etkilerinin giderek daha fazla hissedilir olduğu bu zeminle birleşerek bütün toplumu içine almaktadır.

İşaretleri, geciktirilen olumsuzlukların 29 Mart sonrası halka " şiddetle" fatura edileceği kesin gözükmektedir. Bunun en somut örnekleri ve beklentisi sağlık alanında yaşanmaktadır; Sevk zincirinin ertelenmesi, on günlük süre içinde hasta başvurusu hakkının kısıtlanması, Nisan başında ilaç zammı haberleri ilk sayılabilecekler arasındadır. Hekimler; halkın sağlığının korunması, sağlıklı halinin geliştirilmesi, bozulduğunda ise iyileştirilmesi ile ilgili sağlık ekibinin üyesidir. Ancak bu görevlerini yerine getirebilmeleri gün geçtikçe daha da olanaksızlaşmaktadır. Bunun, bugün ve yakın gelecekteki en önemli gerekçesi işsizliktir. Hekimlerin; hiçbir güvencesi olmayan, sağlık açısından asgari yeterliliklere, yani yeterli gelir, iş, beslenme, barınma olanaklarına sahip olmayan insanlarımıza yardımcı olabilmesi ne yazık ki çok sınırlı olacaktır. İşsizlik, Türkiye?nin süregelen bir halk sağlığı sorunudur. Geçmiş yıllarda bu sorunu çözmek için ciddi bir adım atmak yerine " sadaka" kültürü geliştirilmiştir. Bugün işsiz kalan bir kişi, primlerini ödeyemeyeceği için en geç altı ay sonra sağlık güvencesi olmayan birisi olarak karşımıza gelecektir. Bu tablo hekimleri de doğrudan etkilemeye başlamıştır. Özel sağlık sektöründe çalışan hekimler için iş, kamu sağlık kurumlarında çalışanlar için ise gelir güvencesi daha fazla tehdit altındadır. Hekimlik uygulamaları, Sosyal Güvenlik Kurumu?nun düzenlenmesi ile piyasanın ihtiyaçları arasına sıkışmış durumdadır. Poliklinikte, acilde, sağlık ocağında yaşanan hekime yönelik şiddet, hürmetsiz idareci tutumu hekimlerin taleplerini netleştirmektedir; Bu iş güvencesi, can güvencesi, gelir güvencesi, mesleki bağımsızlık ve herkese eşit ve ücretsiz sağlık güvencesi. Bu talepler; Malpraktis, tam gün ve Kamu Hastane Birlikleri Yasası düzenlemeleri ile daha da yakıcı hale gelecektir. İktidarın yürüttüğü; sağlığı piyasalaştırma, ticaretleştirme, paralı hale getirme programının alternatifi vardır. Bunun yolu Türkiye?nin zenginliklerini eşit, demokratik, adil, barış içerisinde paylaşmayı isteyen bir anlayış ve uygulama bütünlüğünden geçmektedir. Acil Taleplerimiz: · Temel ücretlerde emekliliğimize yansıyan iyileştirme yapılsın, · Güvencesiz çalışmayı getiren aile hekimliği ve Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı durdurulsun, · Her işyerinde İşyeri Sağlık Birimleri kurulsun, · İşyeri hekimliği piyasaya terk edilmesin, · Prim, katılım payı, ek ücret gibi ödemeler kaldırılsın, · İşten çıkarmalar engellensin, · Sağlıkta Dönüşüm Paketinden çıkacak bir Tam Gün?ün hekimler ve sağlık çalışanları için anlamı iş güvencesi yokluğu ve emeğin ucuzlamasıdır. Bu yanıltmaca tasarı geri çekilsin. Neden Acil?deyiz? * Genel Sağlık Sigortasının gelmesi ile birlikte hiçbir güvencesi olmayan kişilerin ücretsiz hizmet alabilecekleri tek yer acillerdir. Bugün işsiz kalan kişi 6 ay sonra güvencesiz kalacağı için geleceği tek yer acil olacaktır. Dolayısıyla acil polikliniklere başvuru giderek artacaktır. * Aciller; hekimler ve sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınları arasında tartışmaların en çok yaşandığı ve şiddete en çok maruz kalınan yerlerin başında gelmektedir. Bu maruziyette, acili acil gibi çalıştırmayan hiçbir düzenleme ve iyileştirme yapmadan, acille acil olmayan koşullarda ayırmayarak " herkes gelsin" diyen popilist yaklaşımın büyük sorumluluğu vardır. Türk Tabipleri Birliği ve Tabip Odaları dün olduğu gibi bugün ve yarın da topluma ve hekimlere karşı sorumluluğu çerçevesinde davranacak, herkese sağlık, güvenli gelecek talebinin ısrarlı takipçisi olmaya devam edecektir. Unutulmamalıdır ki; hekimlerin ve sağlık çalışanlarının özlük hakları ve iş güvencesi ile halkın sağlık hakkı ayrılmaz bir bütündür. Biz hekimler; sağlık ocaklarında ve dispanserlerde, acillerde ve polikliniklerde, ameliyathanelerde ve laboratuarlarda, servislerde ve yoğun bakımlarda, kentlerde, kasabalarda ve köylerde, fabrikalarda, gecekondularda ve yollarda her gün bir milyon kişiye sağlık hizmeti veriyoruz. Her gün her yaştan, her cinsten ve her toplumsal kesimden bir milyon yurttaşla yüz yüze geliyor; her gün bir milyon insanın derdine derman arıyoruz. Biz hep birlikte ayağa kalktığımızda kimse bizi görmezden gelemez. Biz hep beraber bağırdığımızda kimse bizi duymazdan gelemez. Biz hep birlikte itiraz ettiğimizde kimse bizi susturamaz.Denildi..