info@ellidokuz.com
Dolar Alış
:
7.3877
Dolar Satış
:
7.4010
Euro Alış
:
8.9635
Euro Satış
:
8.9797
Aranıyor, lütfen bekleyiniz...

Vatan Mücadelesine Adanmış Bir Ömür: Vatan Şairimiz Namık Kemal

Vatan Şairimiz, hemşehrimiz, yazar, gazeteci, devlet adamı Namık Kemal’i, vefatının 132. yılında saygı ve rahmetle anıyoruz.

Vatan ve Hürriyet Şairi Namık Kemal, her vatansever Türk gencinin hislerinin babasıdır. O ki tüm cümlelerini vatan kaygısıyla söylemiş, hürriyet ile süslemiştir. Heyecanımızı ve bu güzel vatana duyduğumuz derin aşkımızı; onun cümlelerini kullanmadan anlatmak, onun tarihin sahnesine çıktığı andan itibaren, mümkün değildir. Onun her bir cümlesi bugün dahi Türk gencinin vatan aşkını büyütmektedir. Hayatına Kısa Bir Bakış Vatan ve Hürriyet Şairi Namık Kemal, 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da doğdu. Çocukluğunu dedesinin yanında çeşitli şehirlerde geçirdikten sonra 18 yaşında İstanbul’a geldi. Buraya geldiği yıl olan 1857’de Bab-ı Ali Tercüme Odası’nda stajyer olarak memurluğa başladı. Bu stajyerlik döneminde geleneksel olan Türk şiir biçimlerini ve Arap, Fars edebiyatlarını da derinlemesine öğrendi. 1861 yılında sadece yirmi paraya aldığı bir taş baskısı bir yazı sayesinde hayatı değişti.

Aslında elindeki geleneksel Türk şiirinde var olan bir ilahiydi. İlahide şunlar yazmaktaydı: “Hakk-ı tealâ azamet âleminin pâdişehi Lâ-mekandır olamaz devletinin taht-gehi” * Dizelerin sahibi İbrahim Şinasi’ydi. Namık Kemal, aradı araştırdı ve en sonunda Şinasi’yi buldu. Ona yardımcısı olmayı teklif etti. Kabul gördü. Bu andan itibaren Namık Kemal, işini askıya alıp Tasvir-i Efkar gazetesinde Şinasi ile birlikte çalışmaya başladı. Şinasi, Namık Kemal için bir hoca oldu. Namık Kemal de iyi bir öğrenciydi. Hocasından aldığı fikirlerin üstüne koydu. Zamanla iyi bir gazeteci olarak halk arasında tanındı.

1865 yılında Şinasi Avrupa’ya gitmek zorunda kalınca Tasvir-i Efkar’daki mücadeleyi tek başına daha ileri götürmeye çalıştı. Aynı dönemde kendi hayatında ve ülke çapında bir örgüt ihtiyacı görerek gelecekteki adı Genç Osmanlılar Cemiyeti olacak olan İttifak-ı Hamiyet adlı gizli teşkilatını arkadaşları ile kurdu. 1867 yılında da bu mücadeleye ket vurmak isteyenler tarafından Erzurum’a gönderilmek istendi ama o verdiği vatan mücadelesini daha ileriye taşımak adına Paris’in yolunu tuttu. Buradan da Londra’ya gitti. Londra’da Hürriyet gazetesini çıkartarak vatan mücadelesini oradan devam ettirdi.

1870 yılında yurda geri döndü. Burada İbret gazetesini çıkartmaya başladı. Yurt dışından döndüğünde Mısır Hidivi İsmail Paşa, Namık Kemal ve arkadaşlarına kendi propagandasını yapmak için para teklif etti. Fakat Namık Kemal bu teklifi kabul etmeyince Hidiv küplere bindi. Namık Kemal’e teklif ettiği parayı Abdülaziz ile sıkı ilişkileri olan Kuşçubaşı’ya vererek İbret’in kapatılmasını istedi. İbret gazetesinde Reşat Bey’in yazdığı borç almaya karşı yazdığı yazısı bahane gösterilerek kapatıldı.

Namık Kemal sürgüne Gelibolu’ya gönderildi. Burada en meşhur eseri olan ve vatan aşkını kitlelere en güzel biçimde aktaran Vatan Yahut Silistire adlı eserini tamamladı. Bu eser 1873 yılında Gedikpaşa Tiyatrosu’nda oynandı. Bu oyun kitleleri harekete geçirdi. İstanbul sokakları doldu taştı. Vatan bilinci kitlelerle direkt olarak buluştu. Bunun sonucunda Namık Kemal önce tutuklandı ardında da Mağusa’ya sürgüne gönderildi. Namık Kemal, Mağusa’da çok zor şartlar altında yaşadı ve çeşitli hastalıklarla mücadele etti ama mücadelesinde en ufak bir yılgınlık göstermedi. Yıllardır verdiği mücadele önemli bir başarı kazandı ve 1876’da Meşrutiyet ilan edildi. Kendisi de Şura-yı Devlet (günümüzdeki Danıştay) üyesi oldu. Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasından sonra bir süre tutuklu kaldı, ardında da Midilli’ye sürüldü. Midilli’den sonra Rodos ve Sakız Adası’nda da mutasarrıflık yaptı.

Sakız Adası’nda geçirdiği hastalık sebebiyle 2 Aralık 1888 tarihinde henüz 48 yaşında yaşamını yitirdi.

Gelibolu, Bolayır mevkiine gömüldü. 

O, bütün mücadelesi boyunca sürgünlerle ve yıldırma girişimleriyle karşılaştı. Bunlardan dolayı geriye bir adım dahi atmadı. Namık Kemal, dostlarının dahi “aman yapma Kemal!” demelerine aldırmadı. O, bakış açısını şöyle anlatmıştır: “Biz, yükümüzü bağladık, nereye isterlerse göndersinler. Sürgün korkusuyla inandığımız yoldan dönecek değiliz.

Namık Kemal her zaman vatan safında yer almıştır. Londra’da iken Ziya Paşa ile arasının bozulması da bir vatan meselesi sebebiyle olmuştur. Namık Kemal, Mısır’daki ayrılıkçı harekete karşı, kendisine cefalar çektirmesine rağmen, merkezi hükümeti destekledi.