info@ellidokuz.com
Dolar Alış
:
16.6614
Dolar Satış
:
16.6914
Euro Alış
:
17.3701
Euro Satış
:
17.4014
Aranıyor, lütfen bekleyiniz...

Einsten’in Ölümü

Einsten’in Ölümü

18 nisan 1955 te ofisinde gece çalışırken 76 yaşında iç kanama dan öldüğü yazılsada tüm kaynaklarda ; herkesin aklında otopsi sırasında sefertası içinde çalınan beyni kalır. Ailesi tarafından öldükten sonra yakılmasına karar verilen dâhinin elbetteki beyninin hatırlanması doğaldır. Çünkü Ölüm sonrası beyni incelenen Einstein’in beyninde normal bir insandan çok daha fazla glial hücre bulunuyordu. 

Bu olağanüstü zekaya sahip insanın bedeninde iç kanamaya sebep olan hastalık ölmeden önce teşhis konulmuş olsada hakkında pek bahsedilmez. Biz bu yazımızda sizlere; ister Einstein gibi bir dahi olun yada olmayın iç kanama yaparak ölüme sebep olan kalpten kanı alıp vücuda dağıtan aort ana damarının karın kısmının genişlemesi hastalığını yani “Abdominan aort Anevrizmalarını” ve tedavi seçeneklerinden bahsedeceğiz. 

1955 te ölen Albert Einsteinin tek tedavi seçeneği açık cerrahi olan abdominal aort anevrizması neden tedaviyi redettiği hakkında pek bilgimiz olmasada günümüzde artık erken tanı ve açık cerrahiye alternatif tedavi seçenekleri ile ülkemizde ve hastanemizde başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. 

Abdominal aort anevrizması tam olarak tıp dilinde ; damar çapının birbuçuk katından fazla genişlemesidir.

Anevrizma zamanla daha da genişler ve tedavi edilmediği takdirde patlar ve iç kanama ile beraber çoğunlukla ölüme neden olur. 
Bir anevrizma ne kadar büyükse patlama riskide o kadar fazladır. 
• Sigara içenler ,
• Altmış yaşın üzerindeki kişiler, 
• Ailesinde anevrizması olanlar, 
• Bacaklarda damar tıkanıklığı olanlar, 
• Kontrolsüz yüksek tansiyonu olanlar 
• Marfan sendromu, behçet hastalığı vb olan hastalar risk altındadır. 

Anevrizmanın nedeni tam olarak anlaşılabilmiş olmasada sıklıkla damar sertliği ile birlikte damar duvarının zayıflaması ve sonra da içindeki basınca dayanamayıp genişlemesi söz konusudur.. 

Anevrizma sinsi ilerleyerek rüptüre olunacaya kadar yani patlayıncaya kadar genellikle herhangi bir bulgu vermez . genellikle tesadüfen tanı konur. Hafif karın, bel ve sırt ağrılarına sebep olabilir . ancak bu ağrılar genellikle hem hasta hemde hekimler tarafından ciddiye alınmayacak düzeydedir. Patlaması ile beraber ciddi bir iç kanama gelişir genellikle ölüm ile sonuçlanır. İç kanama geliştikten sonra hastaneye ulaşabilen ve açık ameliyata alınan hastaların büyük çoğunluğu kaybedilmektedir. Tanı: erken teşhis edildiğinde tedavisi başarısı hastanemizde yüzdeyüze yakın olan anevrizmaların teşhisi genellikle ultrason ve tomografi ile konur. Tanı çoğu zaman başka hastalıklar için tetkik ve muayene sırasında tesadüfen konur. 
 
Özellikle 60 yaşın üzerindeki bütün herkesin hayatlarında en az hiçbir risk faktörü bulunmasa bile ultrasonografi ile anevrizma yönünden değerlendirilmeleri gereklidir. 

Tedavi: Anevrizma demek hemen her zaman ameliyat değildir. Anevrizmanın çapı ; büyüdükçe iç kanama riski arttığından müdahalenin zamanlamasını belirleyen en önemli faktördür. Bu nedenle 5- 5.5 cm den küçük anevrizması hastalarda sadece ultrason veya tomografi ile takip gerektirirken; çapı 5.5 cm yi aşan yada yılda 0.5 cm den hızlı büyüyen anevrizmalara müdahele edilmelidir. 

sigaranın bırakılması, kilo vermek ,kolesterol, hipertansiyon varsa ilaç ile tedavisi anevrizmanın büyümesi engellenebilir. 

Anevrizmanın açık cerrahi tedavisi ile genişlemiş damar bölümünün suni bir damar ile değiştirilir . Bu yöntem yaklaşık uzun yıllardır kullanılmaktadır . Ancak büyük bir ameliyat olmasından dolayı ameliyata bağlı ölüm riski mevcuttur. Ameliyat sonrası hastanın normal yaşantısına dönmesi yaklaşık bir-iki ay sürmektedir. 

Endovasküler tedavi (EVAR): Son yıllarda neredeyse anevrizmaların tamamının tedavi yöntemi haline gelmiştir. Hastanemizde anjiografi laboratuvarında sedasyon eşliğinde lokal anestezi ile 4-5 cm lik kasıktan kesi ile 45-50 dk süren işlemle tedavi etmekteyiz. İşlemden sonra ve 1-2 gün hastanede takip edildikten sonra hastalar 5-7 gün sonra normal yaşantılarına dönmektedir. İşlem açık ameliyata göre neredeyse risk yoktur. Ancak düzenli takip gerektiren bir yöntemdir.