info@ellidokuz.com
Dolar Alış
:
6.9872
Dolar Satış
:
6.9998
Euro Alış
:
8.2718
Euro Satış
:
8.2867
Aranıyor, lütfen bekleyiniz...

Popülist Dönemin Sonuna Geldik

Sağ iktidar dönemlerini sol iktidarların takip ettiğini vurgulayan Özilhan, popülist liderlerin çözüm üretmediğini Türkiye’nin liberal demokrasiden yana tavır alması gerektiğini söyledi.

Dünyada popülist liderlerin başını çektiği siyaset düzeni ve sokaklara dökülen halkın demokrasi talebi iş dünyasının da bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, tepkisel siyasi akımların iş başına getirdiği popülist iktidarların halkın beklentilerini karşılayacak bir siyaset ortaya koyamadığına işaret etti.

Özilhan, “Siyaset sarkacı çalışıyor. Sağ iktidar dönemlerini sol iktidar dönemleri takip eder. Popülist liderler dönemini de kurumların güçlendirildiği demokrasi dönemleri takip eder. Nitekimson bir yıldır, popülist dönemin sonuna gelinmekte olduğu yorumlarını daha sık duymaya başladık” değerlendirmesini yaptı.

Dün İstanbul'da düzenlenen TÜSİAD Genel Kurulu'nda konuşan Özilhan, konuşmasına İdlib'deki şehitlere, Elazığ depreminde, Van'daki çığ felaketinde ve uçak kazasında yaşamı yitirenlere Allah'tan rahmet ve ailelerine sabır dileyerek başladı. Özilhan, “Devletimiz deprem bölgesinde yaraları sarmaya başladı. Keşke kriz yönetimi konusunda gösterdiğimiz başarıyı krizi önlemek için de gösterebilsek” dedi. Katılımın önceki genel kurullara göre düşük olduğu toplantıda Türkiye'nin bir yol ayrımında olduğuna işaret eden Özilhan, yapılan araştırmalara göre tüm dünyada demokrasinin işleyişinden memnun olmayanların oranının yüzde 51 olduğunu belirtti. “Çin ile ABD arasında ekonomik, teknolojik, ticari ve siyasi alanlarda kıyasıya bir rekabet yaşanıyor. Biri piyasa kapitalizmini, diğeri ise devlet kapitalizmini temsil ediyor. Eskisi gibi kapitalizm ve sosyalizm arasında değil, piyasa kapitalizmi ve devlet kapitalizmi arasında çizilmekte olan yeni Berlin Duvarı'nın neresinde yer alacağız? Bu dönemin sonunda sular durulduğunda, yine temel değerler olarak demokrasi ve özgürlüklerin öne çıktığı bir döneme gireceğiz. Bu nedenle sorunun yanıtı liberal demokratik düzenden yana olmalı” ifadelerini kullanan Özilhan, popülist liderlerin elitlere yönelttikleri ithamların, toplumsal kamplaşmayı ve öfkeyi besleyen açıklamalarının dünyadaki sorunları büyütürken sokak hareketlerini de hızlandırdığına işaret etti.

Türkiye'nin kıt kaynaklarını deprem hazırlığına, sanayi, bilim, teknoloji ve insana yatırması gerektiğini anlatan Özilhan, Türkiye'nin depremde olduğu gibi kriz yönetiminde gösterdiği başarıyı krizi yönetme konusunda da göstermesi gerektiğini dile getirdi. 2020 yılına geçmiş yıllara oranla biraz daha iyimser girdiklerini kaydeden Özilhan, Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz'de yaşananların bu bahar havasını bozabileceğine işaret etti. Özilhan, laiklik vurgusu yaptığı konuşmasının bir bölümünde ise “Türkiye, birlik ve beraberliğini, demokratik kültürünü ve bu bölge için en kıymetli özelliği olan laik yapısını koruyarak patlamaya hazır bu bölgede yaratılmak istenen kaostan kendisini kurtarabilir” dedi.

Patronlar kulübü 2019 yılını 2 milyon TL'lik bütçe fazlası ile kapattı.

– 2020'de TÜSİAD 88 yeni üye kazandı. Bu rakamın rekor olduğu belirtiliyor.

– TÜSİAD aidatları 2020'de yıllık 57 bin TL oldu. 2019'da 51 bin TL idi.

– TÜSİAD Genel Sekreteri Bahadır Kaleağası, bu görevini bıraktı.

– Toplantıya Erol Bilecik, Muharrem Yılmaz, Murat Özyeğin, Bülent Eczacıbaşı gibi isimler de katıldı.

– Bu yıl genel kurula katılım oldukça düşük kaldı. 

KREDİYE DAYALI BÜYÜME BORÇ GETİRİR

Genel kurulda konuşan TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, ekonomiye ilişkin verdiği mesajlarında krediye dayalı büyümenin getireceği risklere dikkat çekti. 2020'ye iyi başlayan Türkiye'nin aynı hatalara düşmemesi gerektiğine dikkat çeken Kaslowski, “Faizlerin düşmesi ile özel bankaların da tüketici kredi talebini karşılamaya başladığını görüyoruz.

Geçmiş tecrübelerimizden de biliyoruz ki, sadece kredi genişlemesi ile büyüme sürdürülebilir değil. Bu tür büyümeler, verimlilik artışı getirmiyor. Yalnızca talebi artırarak ekonominin ısınmasına, yükselen enflasyon ve borç sorununa yol açıyor. Bu yıl krizin yaralarını sarıyor olduğumuz için, bu etkiler belki hafif olacak belki de kısa vadede olumsuzluğa dönüşmeyecek.

Ancak uzun vadeli etkileri iyi değerlendirmeliyiz. Aynı yanlışları, bir daha tekrarlamamalıyız” ifadelerini kullandı. Kaslowski, “Deprem yaralarının sarılması, işsizlik ve iflasların önlenebilmesi için somut çalışmalarda bulunacağız” diye konuştu.