info@ellidokuz.com
Dolar Alış
:
46.5747
Dolar Satış
:
46.6586
Euro Alış
:
53.0866
Euro Satış
:
53.1823
Aranıyor, lütfen bekleyiniz...
Murat Ürtekin, Bıçak Sırtı
murat@ellidokuz.com

Belediye Başkanı mı, Halkın Başkanı mı?

Ben her zaman söylemişimdir: "CHP`nin en büyük rakibi yine CHP`dir." Koltuk kavgaları, CHP`nin yıllardır iktidar olamamasının en önemli nedenlerinden biridir.

Şu sıralar sosyal medyayı ve haber portallarını şaşkınlık ve üzüntüyle takip ediyorum. 

Her gün yeni bir il başkanı, ilçe başkanı ya da parti yöneticisinin ismi konuşuluyor. 
Elbette bunların bazıları atanabilir ya da görev değişiklikleri yaşanabilir. 

Ancak benim anlayamadığım, BELEDİYE BAŞKANLARININ BU SÜRECİN İÇİNDE VE GÜNDEMİN TAM ORTASINDA OLMASIDIR. ÇÜNKÜ ONLAR ARTIK SADECE BİR PARTİNİN DEĞİL, HALKIN BELEDİYE BAŞKANIDIR. ŞİMDİ CHP YÖNETİMİNE VE CHP SEÇMENİ ADINA BİR SORU SORMAK İSTİYORUM: HALK, BELEDİYE BAŞKANLARINA SİYASET YAPSINLAR DİYE Mİ, YOKSA HİZMET ETSİNLER DİYE Mİ OY VERDİ? 

Bilmeyenler için hatırlatayım; bir belediye başkan adayı seçildiği gün parti rozetini çıkarır ve artık bulunduğu kentin, ilçenin, kendisine oy veren ya da vermeyen herkesin belediye başkanı olur. Süreci baştan anlatayım... İlk sinyal, Candan Yüceer`in Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu dönemde il kongresinde verdiği konuşmada hissedildi. Gözlerindeki ifade ve konuşmasının tonu, milletvekilliği döneminde kendisine yapıldığını düşündüğü haksızlıkların karşılığını vereceği izlenimini oluşturuyordu. O konuşmanın videosu hâlâ mevcut. Belediye Başkanı seçildikten sonra ise il ve ilçe başkanlığı seçimlerinde aktif rol almaya başladı. 

Süreç ilerledikçe yalnızca birkaç belediye başkanıyla iletişim kuran, diğerleriyle mesafeli duran bir tablo ortaya çıktı. Ardından "butlan" tartışmaları başladı. Bilmeyenler için söyleyeyim; seçim kurullarının kesinleşmiş kararları esastır. Sonrasında mahkeme süreci gündeme geldi. Ancak bu dava, CHP`nin olağanüstü kurultayından önce açılmıştı. Kurultay ise daha sonra yapıldı ve Özgür Özel`in genel başkanlığı Yüksek Seçim Kurulu tarafından hukuken kesinleşti. Bu noktadan sonra Sayın Kemal Kılıçdaroğlu`na düşen tavır; partiyi kutuplaştırmak yerine, "Seçime girdim, kaybettim. Şimdi birlik zamanıdır. Özgür Özel`e başarılar diliyorum." diyerek partinin birlik ve beraberliğine katkı sunmak olmalıydı. Belediye başkanlarına dönecek olursak... Tekirdağ`da adeta bir korku iklimi oluştu. Büyükşehir Belediye Başkanı ile bazı ilçe belediye başkanları arasındaki kadrolaşma ve parti içi çekişmeler nedeniyle insanlar birbirlerinin festivallerine katılmaya çekinir hâle geldi. 

Belediye başkanları, il ve ilçe başkanlarıyla aynı karede fotoğraf vermekten bile endişe ediyor. 
Neden? 
"Diğer belediye başkanları görürse dışlanırım." "Belediyede çalışan yakınım zarar görür." İnsanlar bu korkularla hareket ediyorsa, burada durup düşünmek gerekir. Bu mu sosyal demokrat anlayış? Bu mu eşitlik? Bu mu adalet? Siz, sizi seçen halka bunu sordunuz mu? Siz, sizi seçen partililere bunu anlattınız mı? "Bizleri neden seçtiniz?" diye hiç düşündünüz mü? Artık sizler sadece partinizin değil, bu şehrin belediye başkanlarısınız. Halk sizden hizmet bekliyor. Kemal Kılıçdaroğlu`nun, Özgür Özel`in, il başkanının ya da ilçe başkanının kim olacağı sizin asli göreviniz değildir. Sizin göreviniz; yol yapmak, park yapmak, altyapıyı güçlendirmek, sosyal belediyeciliği geliştirmek ve vatandaşın sorunlarını çözmektir. Siyaseti siyasetçiler yapsın. Siz belediye başkanlığı görevinizi yerine getirin. Görev süreniz sona erdiğinde parti rozetinizi yeniden takar, ister aday olur ister aktif siyasete devam edersiniz. Ama görev süreniz boyunca önceliğiniz parti içi mücadele değil, halka hizmet olmalıdır. Unutulmamalıdır ki CHP seçmeni de Tekirdağ halkı da yaşananları unutmaz. Günü geldiğinde sandıkta değerlendirmesini yapar. 

Bırakın siyaseti siyasetçiler yapsın, belediye başkanlığını da belediye başkanları... 
Çünkü zarar gören yalnızca siyasetçiler değil; onlara güvenerek oy veren vatandaşlar oluyor. 
Vesselam...