Dolar Alış
:
5.8927
Dolar Satış
:
5.9033
Euro Alış
:
6.5652
Euro Satış
:
6.5771
Aranıyor, lütfen bekleyiniz...
Murat Ürtekin, Bıçak Sırtı
murat@ellidokuz.com

Bu Nasıl Solculuk, Bu Nasıl Atatürkçülük?

Bu Nasıl Solculuk?

Bu yazıyı çok önceden yazacaktım ama araya birçok etkinlik ve malum darbe girişimi girdi, ancak sıra geldi. 

Bu yazıyı neden yazmak icap etti bir irdeleyelim; Tekirdağ Kiraz festivali kapsamında birçok yazar ve şair geldi. Her ne hikmetse, biz toplum olarak sadece yerel yönetimin türüne göre yazar, şair veya sanatçı getirme zihniyetine sahibiz. Oysa belediyecilikte temel esas, her kesime hitap edebilme yetisini gösterebilmektir.

Eğer CHP’Lİ belediyeyse sosyal demokrat sanatçı, Ak Parti veya MHP’Lİ belediyeyse, sağ görüşlü sanatçı tercihi yapıyoruz. Bu bir anane olmuş artık. Fakat bunda da kalite seçiminde başarılı olamıyoruz. 

Neyse konumuza dönelim; Festival kültür çadırında bir genç çıkmış, Nazım Hikmet’ten (sorsanız soyadının Ran olduğunu dahi belki bilmez) Yaşar Kemal’den, Ahmet Kaya’dan ve kimsenin ismini duymadığı bir bayan şairin hasta olduğundan ve kimsenin haberi olmadığından bahsediyor. Bu yazar ve şairlerin gurbet elde öldüğünden ve sahip çıkılmadığından bahsediyor. Herkesin düşüncesine saygılıyım ama bir insan ne kadar değerli olursa olsun, vatanını terk ediyorsa, benim gözümde o kadar önem arz etmez. Amerika’da yaşayıp, ülkemize zarar verenleri 15 Temmuz’da gördük. Amaç kendisini biz tanımıyoruz ya, onlar üzerinden prim yapacak ve kitabını satacak. 

Ben olaya müdahale edip, “başkaları üzerinden prim yapma, siz ne iş yaparsınız ondan bahsedin” dediğimde şair olduğunu öğrendik. 
BİR İŞİ YAPARKEN BAŞKASINI KULLANMADAN YAPMAK GEREKİR. O ZAMAN ÜRETKEN KİŞİ OLURSUNUZ. 

Nitekim ben kendisine Şafak Türküsü’nü herkesin bildiğini ama onu yazan Nevzat Çelik’i kimsenin tanımadığını söylediğimde, salonda sadece onunla cezaevinde yatan biri tanıdı. Bu kişi de, genç şairin dediği vatanını terk edenlerin aksine, aslanlar gibi Türk cezaevinde yatıp, cezasını çekti ve göğsünü gere gere geziyor. Kısaca, siz kendinizi siz olarak tanıtın başkaları üzerinden prim yapmayın. Gelelim sosyal demokrat anlayışa;(solculuk demiyorum) Sosyal demokrat kişi, eşitlikçi, paylaşımcı ve halkın menfaati için fedakârlık yapan kişidir. Tekirdağ’da sosyal demokrat olarak görünen profilde eşitlik yoktur. Kendini Sosyal demokrasinin temsilcisi olarak kabul eden partide, yukarıda saydıklarımdan hiç birini bulamazsınız. 

Eşitlik ilkesini güden partide, etnik, dini ve makam anlamında ayrıştırmanın ayyuka çıktığını görebilirsiniz. Üç tane milletvekili var, biri Çorlu’da biri Çerkezköy’de biri Tekirdağ’da geziyor. Üçünü bir arada görmek çok zordur. Üç vekilden biri vatandaşa hep Avrupa temsilcisi olduğunu söylüyor. Sanki halk Tekirdağ için değil Türkiye’yi Avrupa’da temsil etmesi için seçti. Diğeri nasıl olsa zirveyi garantiledi diye, Tekirdağ değil, Türkiye milletvekili olma çabasında, sadece bir tanesi, son zamanlarda her kesime inmeye başladı. Tekirdağ halkını temsil ediyorsan, halkın sorunlarına kulağını tıkamayacaksın. 

Ön seçimde oy kaybetmemek için, seni destekleyenlere sırtını dönüp, “O SİZİN SORUNUNUZ, BENİM DEĞİL” demeyeceksin. Ondan sonra, meydana çıkıp, “eşitlik, demokrasi, halkın iradesi” gibi klişe laflar söylemeyeceksin. Yapacaksın, yürekten söyleyeceksin. 
EĞER MİLLETVEKİLİ AYRI, İL VE İLÇE BAŞKANLARI AYRI, KADIN KOLLARI VE GENÇLİK KOLLARI AYRI, BELEDİYE BAŞKANLARI AYRI TELDEN ÇALIP, HERKES BİRBİRİNE UZAK VE BİRBİRİYLE KÜS OLUYORSA, NEREDE KALDI SİZİN SOLCULUĞUNUZ? 
KARDEŞLİK, KÜLTÜR MOZAYİĞİ GİBİ LAFLAR EDİP, KÜRDÜ, TÜRKÜ, ÇERKEZİ, ALEVİSİ, SÜNNİSİ VE DAHA BİRÇOK UNSURU KORUDUĞUNUZU SÖYLEYİP, İŞ UYGULAMAYA GELİNCE BUNUN TAM TERSİNİ YAPMAK, NE SOLCULUĞA NE SOSYAL DEMOKRASİYE SIĞAR. 

Son genel seçimden sonra, il başkanlığı, ilçe başkanlıkları ve kadın kolları başkanlıkları seçimlerinde nasıl revizyona gidildi bir inceleyin. Herkes herkesin ardından konuşuyor, bunu yazan gazeteciler olunca, tepki alıyor. Sayın Kılıçdaroğlu bile bana bizzat, “bunu asla kabul edemem” diye, il başkanı Recep Ökten ve genel başkan yardımcısı Çetin Osman Budak’ın yanında söylerken, iş icraata gelince, bu ikisi de susmayı tercih ediyor. 

Sosyal demokrasiymiş, eşitlikmiş, halkın iradesiymiş. Buna çocuklar bile inanmaz. 
Bunu bildikleri halde, sırf makam ve mevkii uğruna susan ve dostlarını, yol arkadaşlarını yarı yolda bırakanların bulunduğu ortamda kimse boşuna sosyal demokratlıktan ve solculuktan bahsetmesin. Kimse unutmamalıdır ki, makamlar geçici, halk kalıcıdır. 
BİZ HALKIN MAKAMLARINDAN İNDİRDİĞİ ÇOK KİŞİLER GÖRDÜK. 
NE EKERSENİZ ONU BİÇERSİNİZ. 

YARIN;ATATÜRKÇÜYÜM DEYİP ATATÜRK`Ü VE DEĞERLERİNİ UNUTANLAR