info@ellidokuz.com
Dolar Alış
:
7.7796
Dolar Satış
:
7.7936
Euro Alış
:
9.4625
Euro Satış
:
9.4796
Aranıyor, lütfen bekleyiniz...

"Sağlık piyasa malı, sağlık çalışanı maliyet unsuru değildir"

Tekirdağ Tabip Odasından yazılı açıklama yapıldı.

Basın açıklamasında, "Sağlık Bakanlığı 70 milyon vatandaşımıza nitelikli sağlık hizmeti sunma arayışları yerine küresel sermayenin sözcülüğüne devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı sağlık hizmeti üreten bir kurum olmaktan çıkmakta, sağlık piyasasını denetleyen ve düzenleyen bir yapıya dönüşmektedir. Tam Gün Yasa Tasarısı ile, iddia edildiği gibi hekimler tüm gün çalıştığı birimde görevli olmayacaktır. Tam tersine, idareye hekimler dahil tüm sağlık personelini belirli vakalar için veya ihtiyaç halinde il içinde ve il dışında kamu sağlık kurumları arasında günlük-saatlik-aylık olarak görevlendirme yetkisi verilerek; görevimiz, çalışma yeri-saati-süremiz belirsizleştirilmek ve keyfi uygulamalar, sürgün yasallaştırılmak istenmektedir" denildi.

Tekirdağ Tabip Odası eski SSK hastanesi bahçesinde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada şöyle denildi; "Bugün burada hekimlerle birlikte sağlık hizmetinin vazgeçilmezleri olan, hemşireler, ebeler, teknisyenler, memurlar, taşeron firmanın çalışanları var, sendika ve Oda temsilcileri var. Hepimizin bildiği ekip hizmetini hepimize hatırlatmak, birlikte olmak, birlikteliğimizi göstermek için buradayız. Küresel sermayenin istekleri doğrultusunda sağlıkta dönüşüm programı adı altında sağlıkta özelleştirme, piyasalaştırma, ticarileştirme çabalarına devam eden hükümet kendi deyimi ile Sağlıkta Dönüşüm Programı?nın son adımları olan " Kamu Hastane Birlikleri Yasası"ndan sonra " Tam Gün Yasası" nı da Meclise sundu. Türkiye adeta bir siyaset laboratuarı oldu ve deneylerden biri de hekimler üzerinde yapılıyor. Bir yandan rotasyonlar, diğer yandan "Kamu Hastane Birlikleri" ve "Tam Gün" yasa tasarısı ile hekimlere 3 yıldır ?bugün çıkacak yarın çıkacak? diye psikolojik baskı uygulanıyor. Prangalar vuruluyor. Hekimin yararına olmayan bir sağlık politikası halkında yararına değildir.

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık kurum ve kuruluşlarını işletmeye dönüştüren, özelleştirme kapılarını aralayan Hükümet tüm tepkilere rağmen sağlığı hak olmaktan çıkarmaya dönük uygulamalara devam etmektedir. Hükümet küresel sermayenin istekleri doğrultusunda sağlık ortamını ve sağlık iş gücü piyasasını yeniden düzenleyerek sağlık çalışanlarının gelir ve iş güvencesini ortadan kaldırarak sözleşmeli çalışma ve çalışabildiği kadar gelir (performansa dayalı ücretlendirme) anlayışına dayalı bir çalışma rejimini dayatmaktadır. Sağlık Bakanlığı 70 milyon vatandaşımıza nitelikli sağlık hizmeti sunma arayışları yerine küresel sermayenin sözcülüğüne devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı sağlık hizmeti üreten bir kurum olmaktan çıkmakta, sağlık piyasasını denetleyen ve düzenleyen bir yapıya dönüşmektedir.

Tam Gün Yasa Tasarısı ile, iddia edildiği gibi hekimler tüm gün çalıştığı birimde görevli olmayacaktır. Tam tersine, idareye hekimler dahil tüm sağlık personelini belirli vakalar için veya ihtiyaç halinde il içinde ve il dışında kamu sağlık kurumları arasında günlük-saatlik-aylık olarak görevlendirme yetkisi verilerek; görevimiz, çalışma yeri-saati-süremiz belirsizleştirilmek ve keyfi uygulamalar, sürgün yasallaştırılmak istenmektedir. Normal mesai saati dışında; ayda 130 saate kadar nöbet tutturularak, fazla çalışma süresi arttırılmaktadır. Sağlık emekçilerine esnek ve kuralsız çalışma yaşamı dayatılmaktadır. Radyasyonlu birimlerde çalışma süresi haftalık 25 saatten, 37,5 saate çıkarılarak; kansere davetiye çıkarılmaktadır.

Sağlık alanındaki en güncel gelişme, TBMM ne yasallaşmak üzere sunulan Tam Gün Yasa Tasarısı dır. Tam Gün Yasa Tasarısı yla amaçlanan; sağlık çalışanlarının maaşlarında hiçbir düzenlemeye gitmeden, hekim ve diğer sağlık personeline kısıtlı olan ve tüm harcamaların karşılandığı döner sermaye gelirinden (eğer kalırsa) düşen payın düzenlenmesinden ibarettir. Bu tasarı yasalaşırsa üniversite öğretim üyeleri, araştırma görevlileri ve tüm sağlık personeli şimdi aldıkları maaşları almaya devam edecektir. Eğer döner sermayede para kalırsa oradan da miktarı belli olmayan, ne zaman verileceği kestirilemeyen, düzensiz bir ek ödeme almaya hak kazanacaktır.

"Tam Gün" ile birlikte üniversite hastanelerinde yürürlüğe girecek performans sisteminde hekimler hizmetleri karşılığında topladıkları puanları kadar ek ücret almaya hak kazanacak, diğer sağlık personeli de hekimlerin puanlarına göre belirlenen performans üzerinden döner sermaye alacaktır. Ancak SGK ya giden fatura incelenecek, belki ödenmeyip geri gönderilecek ya da kırpılacak ve kuşa dönmüş faturanın da ne zaman hastane döner sermayesine yatacağı belli olmayacaktır. Öğretim üyeleri ve tüm sağlık personeli aylar ve yıllarca ek gelir için bekleyebilecektir. Hatta yıl sonunda tüm hak edişleri gasp bile edilebilecektir. Tüm bunlar kehanet değil. Bunların tümü 2003 yılından beri performans uygulamasına geçen Sağlık Bakanlığı hastanelerinde yaşanmaktadır.

Böylece sağlık emekçileri emekliliğe yansımayan, özlük haklarını korumayan, çalıştığı sürece hak eden, yıllık izin, rapor gibi durumlarda verilmeyecek olan, miktarı-ne zaman verileceği belli olmayan döner sermaye ek ödemesine ve bu ödemeler gerekçe gösterilerek kuşa çevrilmiş olan, insanca yaşam koşullarını sağlamayan bir maaşa mahkum edilmektedir.

Bu yasa tasarısı bu şekliyle çıkarsa üniversite hastaneleri hızlı bir çöküş sürecine girecek ve ya TMSF ye devredilecek ya da konkordato ilan edeceklerdir.

2009 yılı SGK bütçesi incelendiğinde en az payın üniversite hastanelerine verildiği görülecektir. Oysa 3. basamak hizmet üreten, en zor olguların başvurduğu ve en pahalı tedavi hizmetini sunan üniversite hastaneleri faturalarına SGK SUT üzerinden ödeme yapmakta bu da maliyetin çok altında bir tutara denk gelmekte ve hastaneler zararına işletilmeye zorlanmaktadır. Performans sistemi ile öğretim üyelerine ve sağlık emekçilerine gösterilen yol şudur: Daha çok hasta gör, daha fazla işlem yap, daha çok kazan. Bu bir çıkmaz sokaktır. Bu sistem ile eğitim, araştırma, nitelikli sağlık hizmeti sunumu hayal olacaktır. Türk Tabipleri Birliği nin yıllardır savunduğu iyi hekimlik değerleri, etik ilkeler ve sağlıkta ekip hizmeti anlayışı hızla erozyona uğrayacaktır.Peki bu süreçten halk nasıl etkilenecek?

Alaturka popülizmin kitabını yazan hükümet, halka şirin gözükmek uğruna halkın sağlığını tehlikeye atmaktadır. Sağlık Bakanlığı ve SGK sadece sayısal rakamlara bakmaktadır. İstenen; çok sayıda hasta görülmesi, çok sayıda tetkik yapılması, çok sayıda ve çeşitlilikte pahalı reçetelerin yazılması, maksimum işlem ve cerrahi operasyonun yapılmasıdır. Bu sistemde verilen hizmetin niteliğinin hiçbir önemi bulunmamaktadır. Bu sistemle eğitim ve araştırma geri planda kalacak, giderek gereksiz biri iş olarak algılanacak, öğretim üyeleri sadece hizmet etme güdüsüyle şartlandırılacaktır.

Araştırma, tıp ve uzmanlık eğitimi lüks hale gelecek, tıp öğrencileri ve asistanlar olumsuz bir eğitim ve öğretim ortamında yetişeceklerdir.Son söz olarak şunu söylemek isteriz ki getirilmek istenen, Türk Tabipleri Birliği nin ve Tekirdağ Tabip Odası nın yıllardır savunduğu " tam gün" değildir. Tam Gün hangi koşullarda gerçekleşmelidir?

Ücretlerin temel ücret üzerinden iyileştirildiği, iş güvencesinin sağlandığı, sağlık alanındaki her türlü özelleştirmeye son verildiği, hastanelerin ve diğer sağlık kurumlarının donanımlarının sağlandığı, hizmet ve teşvik anlamında özel-kamu bağının olmadığı, gerçek anlamda kamusal bir sağlık sisteminin uygulandığı ortamda; herkes için zamanlı çalışma olmalıdır. Bunun için Türk Tabipleri Birliği mücadelesini sürdürecektir. Sağlık piyasa malı, sağlık çalışanı maliyet unsuru değildir! (TEKİRDAĞ TABİP ODASI)