info@ellidokuz.com
Dolar Alış
:
42.9747
Dolar Satış
:
43.0521
Euro Alış
:
50.1844
Euro Satış
:
50.2749
Aranıyor, lütfen bekleyiniz...

57. Alayları Yaşatma ve Araştırma Gönüllüleri Derneği Başkanı Hikmet Selim; Çanakkale Zaferi 9 Ocak 1916’dır

57. Alayları Yaşatma ve Araştırma Gönüllüleri Derneği Başkanı Hikmet Selim Çanakkale Zaferi tarihinin yanlış olduğunj ifade ederek bir açıklamada bulundu.

Hikmet Selim yaptığı açıklamada, “18 Mart Çanakkale muharebeleridir. Çanakkale ZAFERİ, 9 Ocak 1916’dır. Tarihi yanlış öğretiyorlar. Yollara çıkışımızda söz vermiştik. Çanakkale Muharebeleri’nin üzerinden hurafe ve masalları silecektik ve ilk önce ZAFER tarihinin yazımından başlayalım dedik.İlk kitlesel nitelikli etkinliğimizi 9 OCAK 2016’da gerçekleştirerek Çanakkale ZAFER tarihini sokak, soytarı, kahve tarihçilerinin elinden (SSK) almak, doğru söylemlere oturtmak oldu.

18 Mart 1915 Zafer sözünün yanlışlığını, yanlış algı yaratıldığını anlatmakla başladık ve başarılı olduk.Bu yıl ZAFER’in 110. yıl dönümünü 9 OCAK 2026’da Tekirdağ’da kutluyoruz. Tüm 57. Alay yürüyüşçülerine teşekkür ediyorum. O günün Zafer Günü olarak kabul edilmesini, kutlanmasını istiyoruz” dedi. Yalanlarla Türk halkının kandırıldığını ve bunun bir Alman zaferi gibi gösterildiğini söyleyen Hikmet Selim, “Çanakkale muharebeleri, insan yiyen bulutlar, bir kişinin beş kişiyi öldürdüğü mermiler, gökten saf saf inen sakallı, sarıklı, yeşil cüppeli ruhani varlıklar tarafından kazanılmadı. Çanakkale muharebeleri, aniden bastıran sisler, 3’ler, 7’ler, 40’lar ile de kazanılmadı. Mehmet’in kendini ülkesi için feda edişiyle, Mustafa Kemal’in üstün aklı ile kazanıldı. Çanakkale muharebelerine, ‘dinlerin savaşıdır’ diyenler çok büyük hata işlediler. Canını vererek şehit olanlara saygısızlık yaptılar. İki yıldır yaptığımız alan araştırmasında, İngiliz mezarlıklarında birlikte yatan Müslüman ve İngiliz askerlerinin isimlerini görmedik mi? Bundan daha vahim olanı, Çanakkale’de göğüs göğüse, ölümüne mücadele yaşanırken, güneyde Müslüman Arapların İngilizlerle ittifak yaparak yine Müslüman olan Türk’lere saldırması, arkadan hançerlemesi gösteriyor ve kesin olarak bilmeliyiz ki Çanakkale dinlerin savaşı değildir. Müttefik olan Hristiyan Almanlar, 18 Mart’ta bitmeyen savaşı zafer olarak gösterip sahiplenirken, 9 Ocak 1916’da son İngiliz gemisi batırılıp kalanlar kaçarken zaferin mimarı Mustafa Kemal’in komutanlık zaferi yok sayılmıştır. Çanakkale, devletini ve başkentini kurtarmaya çalışan Türklerin emperyalist Batı ile yüz yüze geldiği yerdir.

Çanakkale Zaferi’nden, Cumhuriyet’ten söz ederken Mustafa Kemal Atatürk adını söylemekten çekinenler ya da bilinçli olarak söyleyemeyenler hakkında verilecek hükmü kamuoyuna bırakıyorum. Mustafa Kemal Atatürk; ‘Millet boşuna ölmez, kan boşuna dökülmez. Eğer zaferler o milletin hayatında derin değişiklikler yapmazsa ve ona millî güven sağlanmazsa, bazı budalaların onunla böbürlenmesinden başka bir işe yaramaz’ sözüyle Çanakkale muharebelerinin 9 Ocak 1916 zaferinin Türklerin hayatında derin değişiklikler yaptığını vurgulamıştır.

Mustafa Kemal adı, Çanakkale’de gurur ve onurun, Anadolu’da bayrak ve sancağın adı oldu. Çanakkale muharebeleri; özellikle Arıburnu, Conkbayırı, ardından Anafartalar muharebeleri; şayak kalpaklı, çakmak gözlü devin millet liderliğini hazırladı. 19 Mayıs 1919’da Samsun’da Türk Kurtuluş Savaşı’nı başlatırken, Çanakkale’de omuz omuza çarpıştığı komutanını iyi tanıyan bir Anadolu halkı ile kucaklaşmasını sağlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale’de başlattığı hayrete düşürmeyi devam ettirerek milletinin hayatında derin değişiklikler yaptı. Üstelik bunu totaliter olmadan gerçekleştirdi. Tek adamlığı, halifeliği kabul etmeden; şeyh, şıh, hoca, derviş, evliya sıfatlarının arkasına sığınmadan; insanları ümmeti olarak değil milleti olarak arkasından sürükleyerek derin değişiklikler yaptı. Ümmet ve kul olarak daha kolay yönetilecek halkını, vatandaşlık bilincine ve birey olma özelliklerine kavuşturarak derin değişiklikler yaptı.

Onunla birlikte 100 yıl önce sistem yaratanlar tarih çöplüğünde yerini aldı. Bu dev adam, 1585’ten sonra yıllardır ihmal edilmiş, cehalete terk ve teslim edilmiş, dağılmış, yoksul bırakılmış Anadolu insanının bozkırından büyük, yıkılmaz bir Cumhuriyet yarattı. Biz bunları okuyup üfleyerek, dini siyasete alet ederek, yüzyıllardır yapılageldiği gibi gücünü artırabilmek için sırtımızı din adamlarına dayayarak yapmadık. İman gücümüzden de vazgeçmedik. Bugünlerin sigortası Çanakkale’de başladı. Ülkemin umudu, Mustafa Kemal’in Çanakkale’sinde başladı. Bunun peşine düştük, yerinde inceledik.

Unutulmamalıdır ki bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz. Şimdi fikirlerimizi söyleme zamanıdır. Bu görüş ve anlayışla; iyi düşünen ve düşündüklerini uygulayan hiçbir baskı unsuru, kurum, kişi, cemaat ya da tarikat bize ve düşüncelerimize hükmedemez. Özgürlüğün bedelini çok ağır ödemiş bir milletin mensubu olarak, özgürlüğün değerini iyi bilen; hiçbir bedel karşılığında düşüncelerini ve kimliğini satılığa çıkarmayan; bilgilerimizi şu veya bu türlü doğmalardan değil, araştırmalardan ve incelemelerden kaynaklandıran bireyler olduk. Bundan sonra da farklılıkları ve doğruları söylemek için dik duracağız.

TÜRK’ÜN ÇANAKKALE ZAFERİ 9 Ocak 1916’DIR.” dedi.

Kaynak : Murat Ürtekin