info@ellidokuz.com
Dolar Alış
:
8.1211
Dolar Satış
:
8.1357
Euro Alış
:
9.5974
Euro Satış
:
9.6147
Aranıyor, lütfen bekleyiniz...

Edirne`de, Son 91 Yılın En Yağışsız Dönemi Yaşanıyor

Trakya, kışın kar, yazın da yağmur yağmaması nedeniyle son yılların en kurak yılını yaşanıyor.

1929 yılından bu yana metrekareye yılda ortalama 601 milimetre yağışın düştüğü Edirne'de bu yılın ortalaması 317'de kaldı. Temmuz ayından bu yana sadece ağustosta metrekareye 1,6 milimetre yağışın düştüğü Edirne, son 91 yılın en yağışsız dönemini yaşıyor. Gölet ve barajların kurumaya yüz tuttuğu kentte buğday ve ayçiçeğinde verim kaybı yaşayan üretici, toprağın kuraklıktan sertleşmesi nedeniyle de ürün ekmek için tarlaya da giremiyor.

Türkiye'nin buğday, ayçiçeği, çeltik gibi ürünlerin en önemli merkezlerinden olan Trakya, son 91 yılın en kurak dönemini yaşıyor. Ayçiçeği ve buğday gibi ürünlerde kuraklık nedeniyle verim kaybı yaşayan Edirneli üretici, son günlerde ekimi hazırlamak istediği tarlalara toprağın oldukça sertleşmesi nedeniyle giremiyor. Kuraklık nedeniyle toprakta derin çatlakların oluştuğu Edirne'de üreticiler, yağmur yağmaması halinde tarlasını ekime hazırlayamayacağı için endişeleniyor.

1929'DAN BU YANA EN DÜŞÜK YAĞIŞ

Meteoroloji verilerine göre, 1929 yılından bu yana yıllık yağış ortalamasının en düşük seviyesi bu yıl yaşandı. Edirne'ye 2017'de metrekareye 866 milimetre, 2018'de 801 milimetre, 2019'da 431 milimetre, 1 Ocak 2020'den bugüne kadar ise 317 milimetre yağış düştü. Yetkililer, Edirne'de 1929'dan bu yana yıllık yağış ortalamasının metrekareye 601 milimetre olduğunu belirterek, bu yılın temmuz ayında hiç yağış olmazken, ağustosta 1,6 milimetre, Eylül ve Ekim aylarında ise hiç yağış düşmediğini söyledi.

BARAJ VE GÖLETLER KURUYOR

Trakya'da yaşanan kuraklıktan en çok etkilenen Edirne'de, DSİ verileri üreticiyi tedirgin ediyor. DSİ verilerine göre bölgede bulunan 6 baraj ve 31 gölette 2019 yılına yüzde 40 doluluk oranıyla girildiği, bu yıl ise aynı baraj ve göletlerde su seviyesinin yüzde 20'ye düştüğü bilgisi paylaşıldı. Tarım arazilerini sulayan göletlerin bazılarında sulama yapılması yasaklanırken kaçak sulamalar ile göletlerin su seviyelerinin oldukça düştüğü ifade edildi. Su seviyesi kritik derecede düşen göletlerde balık ölümleri de yaşandığı iddia ediliyor.

"ÜRÜNLERDE VERİM DÜŞÜKLÜĞÜ GÖRÜYORUZ"

Edirne Ticaret Borsası Başkanı Özay Öztürk, kuraklık dendiğinde, global ısınmaları çok net bir şekilde hissetmeye başladıklarını söyledi. Öztürk, "Bölgemizde kış kurağı dediğimiz ve kış aylarında almamız gereken, yağışları alamadık. Onun devamında da kuraklık devam etti. Tabi kış aylarındaki kar yağışını özellikle alamamaktan dolayı, barajlarımızdaki su seviyeleri çok düşük. Ürünlere baktığımızda, buğdayın özellikle dane oluşumu döneminde, yağmura ya da kara ihtiyaç duyduğu dönemlerdeki, yağışı alamamasından dolayı, bölgemizde şu anda yapılan hasadın sonuçları da netleşti. Buğday da yüzde 25 ve 30, ay çekirdeğinde de yüzde 30 hatta yüzde 40, yüzde 50'ye varan verim düşüklüklerini görüyoruz. Bu sene ay çekirdeğinde yağ oranlarında da düşüşler var. Yağlık olarak ekilen bir ürün olduğundan dolayı, yağ oranlarını da çok önemsiyoruz. Geçtiğimiz yıla göre yüzde 2 yüzde 3 gibi yağ oranlarında da düşüklük var" dedi.

"BÖYLE KURAKLIK GÖRMEDİK"

Edirne'nin Çömlekakpınar köyünde çiftçilik yapan Lütfü Azim (68), bu yaşına kadar böyle bir kuraklık görmediğini dile getirdi. Azim, "6 aydır yağmur yağmıyor. Buğday, ay çiçeğinde verim çok düşük oldu. Kanola ekiliyor, ama kuru toprağa. Yağmur yağarsa çıkar ama yağmazsa yine masraf olacak. Yağmur az yağar ise mahsul bozulur. Daha tohum ekmedik, ekmiş olsak az yağdığı zaman yine bozulabilir. Bunlar hep riskli işler. Şu an tarlaya girenler oldu ama makineleri kırıldı, çatlaklara giriyor çünkü. Yağmur en az birkaç kere yağacak ki toprak sulanacak, o zaman bir şey olmaz, çamura ekin yapılsa yine de iyi olur. Bizim şu an tarlada olmamız lazım ama kahvede çay içiyoruz maalesef" dedi.

"KANOLA EKEMİYORUZ"

Üretici Hakan Özkan, kuraklık nedeniyle buğdayda verim kaybı yaşadıklarını belirterek, "Yaklaşık 6 aydır yağmur yağmıyor. Şu anda çiftçilerimiz kanola ekim döneminde ama bazı çiftçilerimiz kuraklıktan dolayı kanola ekiminden vazgeçtiler. Tarlaları sürebilmek için yağmur bekliyoruz ama yağmadı, şu ana kadar maalesef. Tarlayı sürmeye kalktığımızda malzemelerimiz kırılıyor, her yer çatlak. Bizim köyde sulamada olmadığı için hiçbir şey yapamıyoruz. Kanolanın ekimi geç yapılıyor, bu bitkinin de kışa sağlam girmesi lazım. Bu zamanlarda normalde kanola ekimlerinin bitmesi gerekiyordu. Çok sayıda üretici kuraklıktan dolayı kanola ekmekten vazgeçti ama ekenler de var" dedi.

ASIRLIK ÇEŞME KURUDU

Edirne'de kuraklık nedeniyle Meriç ve Tunca nehirlerinin debileri düşerken, göletler kurudu. Kuruyan göletlerde oksijensiz kalan balık ölümleri yaşandı. Edirne'nin Çömlekakpınar köyünde, hayvanların içme suyunun sağlandığı asırlık çeşme de kurudu. Köylülerden Nilüfer Can (62), çocukluğundan beri köyde yaşadığını belirterek, "Burası çok büyük bir çeşme, son 4 aydır su akmıyor. Kuraklık çok kötü etkiledi. Bu çeşmenin çok eski bir tarihide var aslında ama kimse bilmiyor. Bu çeşmeden tabiri caizse oluk oluk su akardı, şimdi buradan geçerken kurumuş, bir damla bile su akmadığını görünce, gerçekten çok üzülüyorum. İnşallah en kısa zamanda bol bol yağmur yağar ve her şey eskisi gibi olur" dedi.

"68 YILDIR BÖYLE KURAKLIK GÖRMEDİM"

Çeşmeden daha önceleri çok su aktığını dile getiren Orhan Fırat, "Özellikle hayvanlar hep burada sulanırdı. Her akşam en az 200 hayvan buradan su içerdi, mahsulümüzü sulardık, şimdi bir damla bile su akmıyor ne merada ne de köyün içinde. Normal içme suyu kullanıyoruz. Kendimiz ve hayvanlar için de normal içme suyu kullanıyoruz. Kuraklıktan dolayı ekinler için de sulama yapamadık. 68 senedir böyle bir kuraklık görmedim. Yetkililerden yardım bekliyoruz" dedi.

Daha önce çeşmenin kuruduğunu hiç görmediğini söyleyen Niyazi Yel (66), "Çeşme tarihi eser aslında ama ne zaman yapıldığını kimse bilmiyor. Üzerine de hiçbir şey yazmamışlar. Bizim köyden eski olduğunu biliyorum bu çeşmenin. Hayvanlar da buradan sabah akşam su içerlerdi ama kuraklık nedeniyle çeşme kurudu, burada tam 8 tane suyun aktığı kurna vardı. Şimdi bir damla bile su akmadığını görmek beni derinden yaralıyor" diye konuştu.